Kübra Dikbaş

 

YIL 1923…YIL 2123

Yıl 1925…Ülke bağımsızlığını kazanmış ama yapılması gereken çok şey var. Bunların en önde geleni eğitim. Yüzyıllarca süre gelen parçalanmış bir eğitim sitemi. Bunu gören Ulu Önder Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışında yaptığı konuşmada, eğitimde hedeflenen seviyeye ulaşmak için özel girişim çalışmalarına ihtiyaç olduğunu dile getirmiş ve topluma çağrıda bulunmuştur. Türk Eğitim Derneği, bu temel vizyon doğrultusunda, Atatürk’ün ve İsmet İnönü, Asım Bey, Hakim Rıza.. gibi Türkiye Cumhuriyetini kuran kadroların öncülüğünde 31 Ocak 1928 tarihinde kurulmuş bir dernek. Yıl 2013… Neredeyse Cumhuriyetimizle yaşıt olan Türk Eğitim Derneğinin okulunda okuma şansını yakalamış, bu ülkenin genç neferlerinden ben… Peki nasıl oldu, nasıl elde edildi ? Gözlerim kapanıyor, hiç gitmediğim, belki de hiç gidemediğim bir ülkenin bir kentindeyim: adı Lozan, tarih 1923… Bir hezimettir diyenlere inat Kurtuluş Savaşı’nda şehit olan kahramanlarımızın kanlarının her damlasıyla yazılmış bir zaferdir Lozan, diyerek başlıyorum ve devam ediyorum.

Yaşadığımız topraklarda yüzyıllardır süre gelen adeta bizi bir manda devlet durumuna getiren kapitülasyonlar ve dış borçlar gibi her ferdimizin belinde kambur olan adeta açık pazar haline gelen ülkenin ayağındaki prangayı açan kilittir Lozan. Anadolu’nun küçük bir bölümüne sıkışmış kalmış bir devletin Misak-i Milli sınırlarına ulaşmasını, azınlıklar sorununun çözülmesini, Karaağaç’ın bizim olmasını, yani et ve tırnakla kazıyarak kazandığımız askeri zaferi, siyasi başarıya dönüştürerek bu uğurda can veren evlatlarımızın rahat uyumasını sağlayan belgedir Lozan.

Dünyayı dize getirdiklerini düşünen emperyalizmin “ Büyük” devletlerine, 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan kentini kaplayan gölgenin, bu devletlerin yediği en büyük darbe olan kazandığımız zaferlerden kaynaklandığını gösteren; önemli olanın sadece donanımlı silahlar, limitsiz kaynaklar değil inanmak, birlik olmak, beraber olmak olduğunu zorla öğreten bildiridir Lozan.

Okuduğum okulun başında yer alan “ TÜRK” adını, bayrağındaki ayı ve yıldızı gururla taşımasını sağlayan antlaşmanın adıdır Lozan. Kars’tan Edirne’ye, Gaziantep’ten Rize’ye bu ülkenin her santiminden yükselen bağımsızlık haykırışının Ulu Önder’imizin yüce milletimize armağınıdır Lozan. Sadece bununla da kalmayan uluslar arası anlamda saygınlığımızı arttıran, dünyanın jeopolitik olarak en önemli topraklarına sahip olmamızı sağlayan, yüzyıllarca sömürge altında ezilmiş, kaynakları tüketilmiş üçüncü sınıf insan muamelesi görmüş devletlerin içine başkaldırı tomurcuğunu serpiştiren ışıktır Lozan. Sözün özü Sevr’i zafere çeviren 90 yıldır süregeldiği gibi sonsuza dek bu devletle, bu milletle sürecek adına barış antlaşması denen destanın ta kendisidir Lozan.

Gözlerimi açıyorum, yıl 2123… Adım Ayşe, Merve, Alp, Mete… Bilmiyorum. Başımı kaldırıyorum, tarih öğretmenim karşımda, yüzünde aydın bir tebessüm; söze başlıyor: “ Soru bir, Lozan Antlaşması’nın önemi ? “ diyor. Gülümsüyorum…

Kübra Dikbaş – TED Isparta Koleji – 9A