Vakfın Tarihçesi

inonu-vakfi-tarihcesi

İnönü Vakfı, Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı ve büyük devlet adamı İsmet İnönü'nün anısını yaşatmak; ondan kalan belge ve eşyaları toplayıp korumak, araştırmacıların yararlanacakları duruma getirmek ve bunları gelecek nesillere aktarmak amacıyla 22 Şubat 1983'te kurulmuştur ve merkezi Ankara'dadır.

Cumhuriyetimizle özdeş ikinci isimdir İsmet İnönü.

Şevket Süreyya Aydemir'in deyimiyle "Tek Adam" Atatürk'ten sonra, "İkinci Adam"…

Atatürk'ün en yakın silah ve çalışma arkadaşı, Kurtuluş Savaşı'nın İnönü kahramanı, Lozan'ın usta diplomatı, CHP Genel Başkanı, Cumhuriyetimizin ilk başbakanı, Atatürk'ten sonra ikinci Cumhurbaşkanımız, bir dönemin "milli şef"i, çok partili demokrasi denemesinin mimarı, sonra ana muhalefet lideri…

Çok sevdiği ulusunun kısa ve sıcak betimlemesiyle, "İsmet Paşa"…

Ya "insan" yanı?

Sevgi dolu bir aile babası… Onulmaz bir öğrenme tutkunu… Sanata duyarlı, 50 yaşından sonra viyolonsel dersi alacak ölçüde bir müziksever. En devamlı ve iyi konser dinleyicisi…

At binen bir sportmen… Bilardo meraklısı, satranç ustası bir salon adamı... Yeşil tutkunu, merakını çam cinsleri uzmanlığına kadar götüren bir çevreci…

 

HALA HİSSEDİLEN BOŞLUK

Türkiye ortalamasına göre uzun bir ömür yaşadı İsmet İnönü…

25 Aralık 1973'te 89 yaşında hayata gözlerini kapadığında, Türk siyasal yaşamında, aradan geçen 25 yıla karşın hala hissedilen bir boşluk doğuyordu.

Yaşamının 48 yılından anılarla bezeli Pembe Köşk başta olmak üzere, ailesine ve ulusuna bir "tarih" miras bırakmıştı İsmet Paşa…

Bu "tarih"e sahip çıkmak öncelikle ailenin göreviydi…

Cumhuriyet öncesinde, 1916'da İstanbul'da evlendiği İsmet İnönü'yle 57 yıl boyunca mutlu, verimli bir yaşamı paylaşan Mevhibe İnönü artık Pembe Köşk'te anılarıyla başbaşaydı. Oğulları Erdal (1926) ve Ömer (1924) ile torunlarıı Hayri ve Eren zaman zaman geliyorlardı. Kızı Özden ise hep yanındaydı. Torunları Gülsün, Nurperi ve Güçlü, Mevhibe Hanım'ın dış dünyayla en canlı bağlantılarıydı.

Aile biraraya geldiğinde İsmet İnönü'nün ardından neler yapılabileceğini görüşüyordu. Ama örgütlenmeden bu işin üstesinden gelinemeyeceği anlaşılıyordu.


"GELİN, BİR VAKIF KURALIM!"

İsmet Paşa'nın ölümünün üzerinden neredeyse 10 yıl geçmiş, Türkiye'de siyaset 12 Eylül 1980'de askeri darbeyle kesintiye uğramıştı. Demokrasiye yeniden geçiş ve yeni partilerin kurulması aşamasında İnönü adı bu kez fizik profesörü Erdal İnönü'yle gündeme geliyordu.

Erdal İnönü, tarihsel bir kişinin oğlu olarak, Sosyal Demokrat Halkçı Parti'nin kurulup örgütlenmesi için göreve çağrılıyordu.

İşte, "ailenin babalarının hatırasını yaşatmak için örgütlenmesi gerektiği" fikrini de, artık günlerini İstanbul yerine Ankara'da, Pembe Köşk'te geçiren Erdal İnönü ortaya atıyordu:

"Gelin, İnönü ailesi olarak bir vakıf kuralım. "

Erdal İnönü'nün önerisi kabul görünce kollar sıvanıyordu.

"Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı, büyük devlet adamı İsmet İnönü'nün hatıralarını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak maksadıyla…" diye başlayan vakıf senedi kesinleştiğinde takvimler 22 Şubat 1983'ü gösteriyordu. Senedin altında, kurucular olarak, aynı zamanda İsmet Paşa'nın yasal varisleri olan Mevhibe, Ömer, Erdal İnönü ile Özden İnönü Toker'in imzaları vardı.

 

İLK BAŞKAN MEVHİBE İNÖNÜ

ismet-inonu-aileİnönü Vakfı'nın başkanlığına Mevhibe İnönü (1897-1992) getirilmişti. Bir devlet adamı eşi olarak ülkenin sadece siyasal yaşamında değil, toplumsal yaşamında da önemli yeri olan Mevhibe İnönü, hep Cumhuriyet kadınlarına önderlik etmişti

Laik, uygar, çağdaş bir Türk kadını olarak, pek çok konuda örnek oluşturan Mevhibe İnönü, ailenin tarihinin korunması konusunda da fevkalade duyarlı davranmıştı. Aldığı notlar, sakladığı eski resimler, üniformalar, silahlar, belgeler, mektuplar, nişanlar, aksesuarlar, kısacası titizlikle koruduğu "yakın tarih" olmasa, çok sevdiği Pembe Köşk "müze-ev" kimliğiyle halkın yararına açılamazdı.

Vakfın başında bugün İnönü ailesinin DTCF İngiliz Filolojisi mezunu kızı Özden İnönü Toker (1930) bulunuyor. Özden Toker vakıfla ilgili duygularını samimiyetle bakın nasıl dile getiriyor:

"Erdal İnönü'nün önerisi üzerine İnönü Vakfı'nı kurmaya karar verdiğimizde ne kadar heyecanlı bir işe giriştiğimizin bilincinde değildim. Benim için yepyeni bir konuydu. Zaman ilerledikçe ne kadar yararlı, olumlu ve kalıcı bir işe başladığımızı daha iyi anladım. Vakıf, hele bizimki gibi olanı, tam bir gönül işi…"